Motorlu Caddelerden Pirinç Tarlalarına: Vietnam
- peopleinsunlight

- 14 Mar
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 15 Mar
Vietnam uzun zamandır görmek istediğim ülkelerden biriydi. Ülkede görülecek yer aslında çok fazla, ve yüzölçümü hayli geniş. Benim 8 günlük rotam, motorlarla dolu kalabalık Hanoi, Orta Vietnam’ın güzel kumsalları ve yemyeşil pirinç tarlalarına uzanan Da Nang ve Hoi An’ oldu. Ho Chi Minh City ve Sapa bu rotaya sığdıramadığım yerler arasında kaldı. Eğer benim seçtiğim üç şehre ek olarak farklı duraklar da eklemek isterseniz, Vietnam’ı keşfetmek için ortalama iki haftalık bir plan yapmak çok daha iyi olacaktır. Gelin, dünyadaki sayılı komünist ülkelerden biri olan ve kaos ile sükuneti, tarih ile modernliği bir arada sunan bu ülkede kısa bir tura çıkalım.

Hanoi
Şehre girip, otelden caddelere indiğinizde, özellikle bir hafta sonu akşamına denk geldiyseniz, ilk düşündüğünüz şey “Ben nereye geldim?” oluyor :) Çünkü zaman burada, muhtemelen geldiğiniz yere göre, hayli hızlı akıyor. Ardından zaten bir şey düşünemeden şehrin akışına kendinizi bırakıyorsunuz. Durmadan geçen motorlar, korna sesleri, barlardan ve restoranlardan gelen müzik sesleri ile şehir sizi içine çekiyor. Özellikle Old Town bölgesinde bu canlılığı tam anlamıyla yaşıyorsunuz. Gecenin yoğun akışı, biraz daha düşük tempoyla gün içinde de devam ediyor. Sakinlik arayıp etrafı izlemek isterseniz, şehrin içindeki kahvecilerden birine veya Ho Tay Gölü etrafındaki çay bahçelerine oturabilirsiniz. Hanoi için 2 ya da 3 gün ayırmanız, şehri rahat rahat yaşayabilmeniz için yeterli olacaktır.

Yemek konusunda Michelin listesine girmiş çok sayıda mekan var; hepsi lezzetli, bir o kadar da salaş. Bazılarını sıradan bir restoran gibi, zar zor iki dükkan arasında buluyorsunuz. Pho 10 Ly Quoc Su’da pho çorbası ve Mr Bay Mien Tay’da banh xeo mutlaka denemeniz gerekenler arasında.
Vietnam’ın ünlü yumurtalı kahvesini (egg coffee) en çok Hanoi’de göreceksiniz; hem Old Town kısmında hem de eski nostaljik tren bölgesinde çeşit çeşit kahve dükkanları var. Denemek isterseniz Cafe Giang iyi bir seçim olacaktır. Bu kahvenin aslında hüzünlü bir ortaya çıkış hikayesi var. 1940’larda, II. Dünya Savaşı sırasında Fransız sömürgesi olan Vietnam’da, savaş ve yokluktan dolayı süt bulmak mümkün olmadığından kahveye süt yerine yumurta sarısı ve şeker eklenerek kremamsı ve tatlı bir lezzet yaratılmış, böylece alternatif bir süt çözümü bulunmuş.
Da Nang
Da Nang’a gelince sizi bambaşka bir şehir karşılıyor. Motor trafiği yerini daha çok arabalara, eski alçak katlı binalar ise gökdelenlere ve yeni zincir otellere bırakıyor. Burası uzun güzel sahilleri, modern altyapısı ve kafe kültürüyle dijital nomadlerin gözdesi olan bir bölge. Hemen her restoranda ya da kafede laptopu ile çalışan insanları görebilirsiniz. İşlerini bitirir bitirmez aynı kişiler çantalarındaki havluları alıp plaja iniyorlar.

Çarşıların olduğu bölge sahile araçla 10 dakika uzaklıkta. Burada turistik bir aktivite ve alışveriş adresi olarak Han Market ve çevresine bakabilirsiniz. Yine aynı bölgede, Vietnam’ın en ünlü çikolatacısı Marou’nun dükkanından hediyelik alabilir ve kendinize sıcak çikolata ısmarlayabilirsiniz. Yeme içme kısmında biz sahil tarafındaki seçenekleri tercih ettik. Buradaki kafeler ve restoranların hemen hepsi yeni nesil. Lezzetli bir Hint restoranı bulabilirsiniz, ya da bol suslu bir Amerikan burgercisi ya da sağlıklı bir vegan kafe de mevcut. Bikini Bottom Express’i burgerleri için kesinlikle öneririm. Bir de harika bir yeni nesil kahveci keşfi ileteyim: XLIII Specialty Cafe. Mutlaka deneyin ve gurme bir kahve deneyiminin tadını çıkarın :)
Deniz, kum, güneş ve şehri rahat rahat değerlendirmek isterseniz Da Nang için de 2 ya da 3 gün konaklama süresi yeterli olacaktır.

Hoi An
Hoi An, Da Nang’a 40 km uzaklıkta, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan eski şehir bölgesi. 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar aktif bir liman kenti olarak Doğu Asya’nın önemli ticaret merkezlerinden biri olmuş, Çin, Japon ve Fransız tüccarların etkisiyle kendine özgü bir mimari ve kültürel sentez geliştirmiş. Dar sokakları, ahşap evleri ve tarihi tapınaklarıyla şehir, Vietnam’ın tarihini ve çok kültürlü mirasını koruyan nadir yerlerden biri. Sizi bir film karesinin içine ışınlayan bu bölgedeki eski evlere kuş bakışı bakmak isterseniz, teraslı restoranlardan birini tercih edebilirsiniz; yukarıdan hem gece hem gündüz büyüleyici görünüyor.

Akşamları Hoi An sokakları daha kalabalık oluyor. Özellikle gecenin karanlığında tekne turlarına katılanların sayısı oldukça fazla olduğundan bu kalabalık, şehre harika bir görsellik katıyor; teknelerde yanan renkli fenerler nehri aydınlatıyor. Botlara binseniz de binmeseniz de, nehir boyunca dolaşan satıcılardan dilek feneri alıp dileğinizi nehre bırakabilirsiniz. Gece pazarlarından yöresel lezzetleri deneyebilir ve hediyelik eşyalar alabilirsiniz. Restoran tercihi burada hayli fazla; bir İtalyan veya Fransız restoranı ya da lokal bir Vietnam mekanı seçebilir, sonrasında yol üstü bir kokteyl barda bir şeyler içerken canlı müzik dinleyebilirsiniz.

Vietnam’ı ziyaret etmek için en ideal dönem önerisi genellikle Kasım ile Nisan ayları arası, yani yağışların daha az olduğu kuru sezon. Biz seyahati boyunca uçak seyahatini sadece Hanoi ile Da Nang arasında yaptık, Da Nang ile Hoi An arası ise birbirine oldukça yakın; araçla rahatlıkla gidebilirsiniz. Vietnam içinde ulaşım için Grab uygulamasını kullanıyorsunuz. Şehre geldiğinizde göreceksiniz, Grab motorları ve araçları zaten her yerde.
Bir diğer konu, hemen her şehirde karşınıza çıkan masaj meselesi :) Tıpkı Tayland gibi, Vietnam’da da ucuz masajın adreslerinden biri. Mesela 5 dolara yarım saat, 10 dolara bir saat masaj alabiliyorsunuz. Masajlar genelde masaj salonlarında yapılıyor; daha çok wellness merkezi gibi adresler bunlar. Manikür, pedikür, cilt bakımı ve başka uygulamaları da bulabiliyorsunuz. Masajın yanı sıra örneğin lokal bir kuaförde saç boyatabilir veya saçınıza bakım maskeleri uygulayabilirsiniz; fiyatlar uygulamaya göre 10–50 dolar arasında gayet makul. Burada önerim, seçenek çok ve kalite standardı değişken olduğundan detaylıca araştırıp yorumları okuyarak gideceğiniz masaj salonu veya kuaföre karar vermeniz olur.

Son olarak size Hoi An’dan taksi ile 10 dakika uzaklıkta, pirinç tarlaları içinde harika bir restoran önereceğim. Adı tok. Bar and Restaurant; yemekler şahane, mekan şahane. Burada da gün içinde çalışan birçok dijital nomad’e rastlayabilirsiniz. Yemek veya içecek molası sonrasında, hemen yürüme mesafesindeki bölgeyi gezmenizi ve bol bol fotoğraf çekmenizi şiddetle tavsiye ederim.









Yorumlar