top of page

New York'ta Sanatla Yürümek: MoMA, Met, Guggenheim

  • Yazarın fotoğrafı: peopleinsunlight
    peopleinsunlight
  • 7 Nis
  • 4 dakikada okunur

Yüzyıllar boyunca Batı sanatının merkezi Avrupa'ydı: Floransa, Roma, Paris, Londra. Ama 1940'larda savaş ortamından kaçıp üretebilmek için yeni bir özgürlük alanı arayan sanatçılar New York'a gelip burada yeni bir dil yarattıkça, sanatın ağırlık merkezi kalıcı olarak yer değiştirdi. O günden beri New York sadece bir sanat şehri değil, sanatın kendisinin yeniden tanımlandığı yer. Muhtemelen bu şehri sevenlerin en önemli nedenlerinden biri de bu: sanatın hayatın bu kadar içinde olması. Bugün New York'un sanat sahnesinde isimleri büyük harflerle yazılan üç ikonik müzeyi konuşacağız. Bu müzeler hakkında görülmesi gereken eserleri sıralayan, kat kat gezi rotaları çizen halihazırda onlarca yazı var. O yüzden bu yazıda biraz sanat tarihi, müzelerin kapsadığı dönemler, beni durduran tablolar ve kendi objektifimden kareler bulacaksınız. Gelin, MoMA, Met ve Guggenheim'a bu müzeleri özleyenler, gitmeyi planlayanlar ya da sadece sanatla birkaç dakika baş başa kalmak isteyenler olarak kısa bir ziyaret yapalım.


MoMA
MoMA

MoMA (The Museum of Modern Art)


Beni en çok heyecanlandıran müzelerden biri MoMA. Dünyanın ilk modern sanat müzesi olarak 1929'da New York'ta açıldı. Kuruluşunun arkasında üç kadın var: Abby Aldrich Rockefeller, Lillie P. Bliss ve Mary Quinn Sullivan. Bugün 200.000'i aşkın eseriyle dünyanın en kapsamlı modern ve çağdaş sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor ve yılda yaklaşık 3 milyon ziyaretçi alıyor.



MoMA'nın koleksiyonu, 1880'lerden günümüze uzanan sanat tarihi dönemlerini kapsıyor. İlk sergisi Cézanne, Gauguin, Seurat ve Van Gogh'tan oluşuyordu ve bu tesadüf değildi; çünkü müzenin hikayesi Post-Empresyonizmle başlıyor. Modern sanat dönemine (1880'ler-1960'lar) ait koleksiyonun omurgasını Van Gogh ve Cézanne Post-Empresyonizm'de, Matisse Fauvizm'de, Picasso Kübizm'de, Dalí ve Magritte Sürrealizm'de, Klimt Viyana Secession'da, Mondrian geometrik soyutlamada, Pollock ve Rothko ise Soyut Dışavurumculuk'ta birer dönüm noktası olarak oluşturuyor. 1960'lardan 1980'lere uzanan postmodern dönemi Warhol ve Lichtenstein Pop Art'la, Duchamp'ın kavramsal mirası ise yeni nesillere ilham vererek temsil ediyor; ilk "ready-made" olarak kabul edilen "Bisiklet Tekerleği" ve bir hırdavatçıdan aldığı kar küreğini sanat eseri ilan ettiği "Kırık Kolun Öncesinde" de MoMA'da. 1980'lerden günümüze uzanan çağdaş sanat döneminde ise Basquiat ve Cindy Sherman gibi isimler koleksiyonun gücünü bugüne taşıyor. MoMA sadece tablolarıyla değil, fotoğraf, film, mimari ve tasarım koleksiyonlarıyla da benzersiz bir yere sahip.



Müzede beni durduran eserlerin tamamını paylaşmak istesem galerimdeki güne ait tüm fotoğrafları buraya yüklemem gerekir ama öne çıkan ve ikonik olanlardan başlayayım. Van Gogh'un "Yıldızlı Gece"si muhtemelen MoMA'nın en çok ziyaret edilen tablosu. Picasso'nun "Avignonlu Kızlar"ı Kübizm'i başlatan tablo olarak kabul edilir; yüzyıllık perspektif kurallarını tek hamlede yıkan bu tablo en çok merak ettiklerimden biriydi. Bir diğer merak ettiğim ise Magritte'in "Aşıklar"ıydı; yüzleri örtülü öpüşen iki figür. Magritte çocukken annesini nehirde boğulmuş ve yüzü kumaşla örtülü halde bulmuş, bu travmanın izi hemen her tablosuna sinmiş. "Aşıklar" en ikonik olanı. Dalí'nin "Belleğin Azmi" dünyanın en tanınmış sürrealist imgesi, canlı gördüğünüzde asıl şaşırtan şey boyutu: sadece 24 x 33 cm. Matisse'in "Dans"ı ve "Kırmızı Atölye"si; renklerin bu kadar canlı, bu kadar vurucu görünmesi ve nerede olsa tanınabilecek Matisse imzası. Rousseau'nun "Rüya"sı, Klimt'in "Umut II"si ve tabii Warhol'un "Campbell's Çorba Kutuları"; yirmi yıl boyunca her gün öğle yemeğinde Campbell's çorbası içtiğini söyleyen Warhol'un 32 tuvali, her biri farklı çeşit.


Met
Met

Met (The Metropolitan Museum of Art)

Dünyanın en büyük ve en kapsamlı müzelerinden biri. 1870'te kurulan Met, 5.000 yılı aşkın insanlık tarihini tek çatı altında toplayan ansiklopedik bir müze. Kapsayıcılığı anlamında Londra'daki British Museum ile eşdeğer bir yere koymak mümkün. Antik Mısır heykellerinden Rönesans tablolarına, Japon zırhlarından Amerikan çağdaş sanatına kadar 2 milyonu aşkın esere ev sahipliği yapıyor. Central Park'ın hemen yanı başındaki görkemli Beaux-Arts binası, içinde gerçek bir Mısır tapınağı barındıran, terasından Central Park ve New York manzarası sunan, bir günde gezilmesi neredeyse imkansız bir müze. Yılda yaklaşık 6 milyon ziyaretçisiyle ABD'nin en çok ziyaret edilen müzesi.



Met'in koleksiyonu MoMA'dan çok farklı bir yelpazeyi kapsıyor. Antik Yunan ve Roma döneminden başlayıp Ortaçağ, Rönesans, Barok, Neoklasizm, Empresyonizm ve Post-Empresyonizm'e uzanıyor. Vermeer, Rembrandt, Caravaggio, El Greco gibi eski ustaların yanı sıra Monet, Degas, Renoir, Cézanne, Van Gogh gibi Empresyonist ve Post-Empresyonist dönemin devleri de burada güçlü bir şekilde temsil ediliyor. Avrupa resim sanatının yanı sıra Mısır, İslam, Asya ve Afrika sanatlarına adanmış bölümleriyle Met, bir müzeden çok bir medeniyet haritası.



Beni durduran o kadar çok eser vardı ki her adım başı durup incelemek istiyorsunuz. En çok öne çıkanları listelemek gerekirse: Vermeer'in "Sürahi Tutan Genç Kadın"ı Hollanda Altın Çağı'nın en zarif tablolarından. Jacques-Louis David'in "Sokrates'in Ölümü" Neoklasizm'in başyapıtlarından; zehri içmeden önceki son anda etrafındaki öğrencilerin çaresizliği, zehri sunan celladın utancından yüzünü eliyle kapatması ve tablonun ayak ucundaki yaşlı Platon. Balerinlerin ressamı olarak anılan Degas'nın "Dans Dersi" bu unvanı boşuna taşımadığını kanıtlıyor. Van Gogh'un "Zeytin Toplayan Kadınlar"ı, fırça tekniğine ve kendine has üslubuna hayran olmamak elde değil. En sevdiğim ressamlardan biri ve Empresyonistlerin 1874-1886 arasında düzenlediği sekiz büyük serginin tamamına katılan tek sanatçı olan Pissarro'nun "Rouen'da Eski Pazar"ı ve Monet'nin "Bahçe Bankında Camille Monet"i; Monet bu tabloda kendi eşi Camille'i resmetmiş.


Solomon R. Guggenheim Museum
Solomon R. Guggenheim Museum

Guggenheim (Solomon R. Guggenheim Museum)


Diğer iki müzeden farklı bir hikayesi var Guggenheim'ın. 1939'da maden zengini Solomon R. Guggenheim tarafından "Soyut Olmayan Resim Müzesi" adıyla kuruldu. Sanat danışmanı Hilla von Rebay'ın etkisiyle Guggenheim soyut ve non-figüratif sanata yönelmiş, koleksiyonun temelini Kandinsky'nin tabloları oluşturmuştu. Koleksiyon büyüdükçe kalıcı bir binaya ihtiyaç doğdu ve 1943'te Rebay, bu binayı tasarlaması için Frank Lloyd Wright'a bir mektup yazdı: "Bir savaşçıya, mekanı seven birine, bir yaratıcıya ihtiyacım var." Wright 700'den fazla eskiz çizdi, 16 yıl uğraştı. Bina 1959'da açıldığında hem Guggenheim hem Wright hayatta değildi. Açılışta "çamaşır makinesi", "dev klozet" gibi eleştiriler aldı ama bugün UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde ve müze mimarisinin akışını kalıcı olarak değiştiren bir yapı olarak kabul ediliyor.



MoMA ve Met'ten en büyük farkı koleksiyonunun yapısı. Guggenheim'da yaklaşık 8.000 eser var ve bunların tamamını aynı anda sergilemek mümkün değil. Tek kalıcı sergi 1963'te Justin Thannhauser'ın müzeye bağışladığı ikinci kattaki Thannhauser Koleksiyonu; Degas, Van Gogh, Manet, Picasso ve Cézanne gibi isimlerin Empresyonist ve Post-Empresyonist dönem eserlerini içeriyor ve her zaman görülebiliyor. Bunun dışında müze büyük ölçüde dönemsel sergilerle yaşıyor. Spiral rampa boyunca yürürken karşılaştığınız eserler her ziyarette değişebiliyor.


Dönemsel sergilerle sergilenen kalıcı koleksiyonun en güçlü yanı dünyanın en büyük Kandinsky koleksiyonuna ev sahipliği yapması; soyut sanatın öncüsü Kandinsky'nin 150'yi aşkın eseri burada. Bunun yanında Kübizm, Sürrealizm ve Dışavurumculuk'tan önemli eserler, Picasso, Chagall, Miró, Mondrian, Pollock ve Lichtenstein gibi isimler koleksiyonda yer alıyor. Ama Guggenheim'ı asıl farklı kılan şey Wright'ın spiral binasının kendisi. Yukarı doğru yürürken sanatla birlikte yükseliyorsunuz, müzenin mimarisi eserlerin bir parçası haline geliyor. Tam da bu yüzden insanların büyük çoğunluğu müzeye eserler kadar binanın kendisi için de geliyor.





 
 
 

Yorumlar


© 2026 by People in Sunlight. All rights reserved.

bottom of page